Herkese çok uzun bir aradan sonra yeniden merhaba.
Önceki yazılarımın birinde LGS'ye (Lise Giriş Sınavı) gireceğimi yazmıştım. Bu yazımda sizlere bir 8.sınıf öğrencisinin gözünden eğitim sistemi hakkındaki bazı gerçekler hakkında düşüncelerimi yazmak istedim.
Biliyorsunuz ki 2018 yılı itibariyle TEOG yerine LGS adlı liseye geçiş sınavı getirildi. Birçok öğrencinin morali bozuldu ve çalışmayı bıraktı. O yıl çalışmayı bırakanlar kaybetti, bırakmayanlar kazandı. 2019 LGS sınavında da zorluk derecesi arttı, ben dahil 2020 LGS'ye girecek öğrenciler çoğu Haziran itibari ile çalışmaya başladılar. Peki neden bu sorular bu kadar zor görülüyor?
Yapılan iki LGS sınavında da sözel bölüm kolay, sayısal bölüm zordu. Sayısalı en iyi yapan fen lisesine gidiyor. Ancak şuna dikkat vermek gerekir; Bizler bu tür sorular ile ilk kez karşılaşıyoruz.
Sınavlarda bize zor gelen şey ilk kez bu tür sorular ile karşılaşmamız. 8.sınıfa kadar bize bu tür uzun paragraflı ve mantıksal düşünce içeren soruları hiç sormadılar. Eskiden sadece soru varken, şimdi ise soruların paragrafları,şekilleri gibi birçok şey var. Zaten TEOG'ta bir sayfaya 4-5 soru sığarken, LGS'de 1 sorunun olması bu durumu açıkça göz önüne seriyor. Bu durum eğitim sisteminin yetersiz olmasından kaynaklanıyor.
Ayrıca benim ilkokula başladığım sene (2012) 4+4+4 sistemi (4 yıl ilkokul, 4 yıl ortaokul, 4 yıl lise) geldiği için 2005, 2006 ve 2007 senelerinde doğan öğrenciler aynı anda 1.sınıfa başladılar. Durum böyle olunca 2020 LGS'ye girecek öğrenci sayısı arttı. Kontenjanlar da bu kadar fazla öğrenciyi karşılayamayacağı için liselerin 9.sınıflarındaki sınıfa düşen öğrenci sayısını arttırmak da işe yaramıyor. Yani binlerce öğrenci ya açıkta kalacak ya da imam hatip liselerine gidecek. Zaten bu sistem getirildiğinde bunun dışında bir amaç yok.
Ayrıca benim gibi öğrencilerin en çok sinirlendiği durum ise eğitim hayatlarının sadece bir sınava bağlı olması. Sınav anı belki rahatsız olacaksın. Kazanmazsan bitti, çünkü çoğu anadolu lisesi düzgün eğitim vermiyor. Fen liselerinde kontenjan en fazla 120 öğrenci. Ayrıca son yıllarda en az açılan lise türü de fen lisesi. Neden acaba?
Kısacası eğitim sistemi berbat ve buna acilen bir çözüm getirilmesi gerekiyor. Her köşe başına üniversite yapmak yerine fen lisesi açsalar daha yararlı olacak. Hem kendi neslim, hem de gelecek nesiller için.
Bir sonraki "Öğrencinin Gözünden" yazısına kadar görüşmek üzere :)))
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
Önceki yazılarımın birinde LGS'ye (Lise Giriş Sınavı) gireceğimi yazmıştım. Bu yazımda sizlere bir 8.sınıf öğrencisinin gözünden eğitim sistemi hakkındaki bazı gerçekler hakkında düşüncelerimi yazmak istedim.
Biliyorsunuz ki 2018 yılı itibariyle TEOG yerine LGS adlı liseye geçiş sınavı getirildi. Birçok öğrencinin morali bozuldu ve çalışmayı bıraktı. O yıl çalışmayı bırakanlar kaybetti, bırakmayanlar kazandı. 2019 LGS sınavında da zorluk derecesi arttı, ben dahil 2020 LGS'ye girecek öğrenciler çoğu Haziran itibari ile çalışmaya başladılar. Peki neden bu sorular bu kadar zor görülüyor?
Yapılan iki LGS sınavında da sözel bölüm kolay, sayısal bölüm zordu. Sayısalı en iyi yapan fen lisesine gidiyor. Ancak şuna dikkat vermek gerekir; Bizler bu tür sorular ile ilk kez karşılaşıyoruz.
Sınavlarda bize zor gelen şey ilk kez bu tür sorular ile karşılaşmamız. 8.sınıfa kadar bize bu tür uzun paragraflı ve mantıksal düşünce içeren soruları hiç sormadılar. Eskiden sadece soru varken, şimdi ise soruların paragrafları,şekilleri gibi birçok şey var. Zaten TEOG'ta bir sayfaya 4-5 soru sığarken, LGS'de 1 sorunun olması bu durumu açıkça göz önüne seriyor. Bu durum eğitim sisteminin yetersiz olmasından kaynaklanıyor.
Ayrıca benim ilkokula başladığım sene (2012) 4+4+4 sistemi (4 yıl ilkokul, 4 yıl ortaokul, 4 yıl lise) geldiği için 2005, 2006 ve 2007 senelerinde doğan öğrenciler aynı anda 1.sınıfa başladılar. Durum böyle olunca 2020 LGS'ye girecek öğrenci sayısı arttı. Kontenjanlar da bu kadar fazla öğrenciyi karşılayamayacağı için liselerin 9.sınıflarındaki sınıfa düşen öğrenci sayısını arttırmak da işe yaramıyor. Yani binlerce öğrenci ya açıkta kalacak ya da imam hatip liselerine gidecek. Zaten bu sistem getirildiğinde bunun dışında bir amaç yok.
Ayrıca benim gibi öğrencilerin en çok sinirlendiği durum ise eğitim hayatlarının sadece bir sınava bağlı olması. Sınav anı belki rahatsız olacaksın. Kazanmazsan bitti, çünkü çoğu anadolu lisesi düzgün eğitim vermiyor. Fen liselerinde kontenjan en fazla 120 öğrenci. Ayrıca son yıllarda en az açılan lise türü de fen lisesi. Neden acaba?
Kısacası eğitim sistemi berbat ve buna acilen bir çözüm getirilmesi gerekiyor. Her köşe başına üniversite yapmak yerine fen lisesi açsalar daha yararlı olacak. Hem kendi neslim, hem de gelecek nesiller için.
Bir sonraki "Öğrencinin Gözünden" yazısına kadar görüşmek üzere :)))
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
Herkese yeniden merhaba :)
İletişim; bir gönderici ve bir alıcıdan oluşan, bilginin aktarılma sürecine denilmektedir. "Kömünikasyon" kelimesi ile benzer anlama gelen iletişim; ayrıca başka bir anlamı "Kişilerin birbirini anlaması"dır.
Genellikle teknoloji bağımlısı olmayan insanlar iletişimi günlük hayatta en çok konuşarak kurmaktadır. Ayrıca jest ve mimikler, resimler ve benzeri şeyler ile de iletişim kurulabilmesi mümkündür.
İletişim insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır. Zamanın ilerlemesi ile birlikte iletişim de ilerlemiştir. Örneğin eskiden mağara taşlarına şekil çizerek iletişim kururken, şimdilerde her türlü iletişim kurabiliyoruz. Ayrıca geçmişten günümüze iletişim gelişmesi ile bir şeyi tekrar hatırlıyoruz; İletişim her zaman olacaktır.
İletişimde bazı unsurlar vardır; Göstergelerde her iletişimde bulunmaktadır.
Örneğin "vazo" dediğimizde vazonun varlığı gösterilmektedir, ya da bir marka amblemini gördüğümüzde aklımıza o marka geldiği için markanın göstergesi niteliğindedir.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere :))) (Bu yazı Seçmeli Yazarlık dersi ödevim için yazılmıştır)
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
İletişim; bir gönderici ve bir alıcıdan oluşan, bilginin aktarılma sürecine denilmektedir. "Kömünikasyon" kelimesi ile benzer anlama gelen iletişim; ayrıca başka bir anlamı "Kişilerin birbirini anlaması"dır.
Genellikle teknoloji bağımlısı olmayan insanlar iletişimi günlük hayatta en çok konuşarak kurmaktadır. Ayrıca jest ve mimikler, resimler ve benzeri şeyler ile de iletişim kurulabilmesi mümkündür.
İletişim insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır. Zamanın ilerlemesi ile birlikte iletişim de ilerlemiştir. Örneğin eskiden mağara taşlarına şekil çizerek iletişim kururken, şimdilerde her türlü iletişim kurabiliyoruz. Ayrıca geçmişten günümüze iletişim gelişmesi ile bir şeyi tekrar hatırlıyoruz; İletişim her zaman olacaktır.
İletişimde bazı unsurlar vardır; Göstergelerde her iletişimde bulunmaktadır.
Örneğin "vazo" dediğimizde vazonun varlığı gösterilmektedir, ya da bir marka amblemini gördüğümüzde aklımıza o marka geldiği için markanın göstergesi niteliğindedir.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere :))) (Bu yazı Seçmeli Yazarlık dersi ödevim için yazılmıştır)
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
Herkese uzun bir aradan sonra yeniden merhaba.....
Önceki yazılarımı okuyanların bileceği üzere tam bir Güney Kore hayranıyım. Bu yazıda da benim hayatımda büyük bir yer edinen "Sassy Go Go" dizisini paylaşmak istedim.
Konusu : Gençlik, Okul Kore Dizisi, Romantik,
Bölüm Sayısı : 12 Bölüm
Yönetmen : Lee Eun Jin
Dili : Korece (Altyazı ile izlenebilir)
Konusu : Seoul Sevil Elit Lisesi'nde öğrencilerin çok iyi bir üniversiteye gitmesi için okul kulüpleri açarlar. Ancak Real King adındaki sokak dansı kulübü ile okulun ilk beşine giren zeki öğrenciler kulübü olan Baek Ho'nun çalışma odaları yan yana bulunmaktadır. Anlaşamayan bu kulüplerden Real King bazı olaylar sonucunda kapatılmak zorunda kalır. Ancak yolsuzluk yapılan bu okulda Baek Ho kulübü öğrencilerinden Kwon Soo-Ah'ın iyi bir üniversiteye gitmesi için yetenek kazanması gerekmektedir. Bu yüzden Real King'in tekrar açılması şartı ile Real King ile Baek Ho kulüpleri birleşerek amigo kulübü oluşur.
Benim Dizi Hakkında Düşüncem;
- Ben ilk olarak 2017'de izlemiştim. En az 3-4 kere tekrar tekrar izledim. Gerçekten bende büyük bir etki bıraktı. Lise Sınavımdan sonra tekrardan izlemeye başlayacağım da.
- Öncelikle dizide arkadaşlık çok güzel ele alınmış. Gerçek arkadaşların her zorluğun ötesinden gelebileceği harika bir şekilde anlatılmış.
- Özellikle eğitim zorlukları ve öğrencilerin sınav stresi güzel bir şekilde yansıtılmış. Öğrencilerin sınav öncesi ve sonrası yaşadığı bütün her şey açıkça belirtilmiş.
- Özellikle son bölümlerde sağlığın her şeyden çok daha önemli olduğu vurgulanmış.
- Dersleri kötü olan ama birçok yeteneği olan Real King ile dersleri harika olan ama hiçbir yeteneği bulunmayan Baek Ho kulüplerinin daha sonradan birleşip gerçek arkadaşlığı bulmaları günümüzde oldukça çok bulunan sahte arkadaşlıklara harika bir cevap olmuş.
Bir Sonraki Yazıda Görüşmek Üzere!!!! (Dizi önerilerinizi yorumlar kısımına yazabilirsiniz) :)))))
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
Önceki yazılarımı okuyanların bileceği üzere tam bir Güney Kore hayranıyım. Bu yazıda da benim hayatımda büyük bir yer edinen "Sassy Go Go" dizisini paylaşmak istedim.
Konusu : Gençlik, Okul Kore Dizisi, Romantik,
Bölüm Sayısı : 12 Bölüm
Yönetmen : Lee Eun Jin
Dili : Korece (Altyazı ile izlenebilir)
Konusu : Seoul Sevil Elit Lisesi'nde öğrencilerin çok iyi bir üniversiteye gitmesi için okul kulüpleri açarlar. Ancak Real King adındaki sokak dansı kulübü ile okulun ilk beşine giren zeki öğrenciler kulübü olan Baek Ho'nun çalışma odaları yan yana bulunmaktadır. Anlaşamayan bu kulüplerden Real King bazı olaylar sonucunda kapatılmak zorunda kalır. Ancak yolsuzluk yapılan bu okulda Baek Ho kulübü öğrencilerinden Kwon Soo-Ah'ın iyi bir üniversiteye gitmesi için yetenek kazanması gerekmektedir. Bu yüzden Real King'in tekrar açılması şartı ile Real King ile Baek Ho kulüpleri birleşerek amigo kulübü oluşur.
Benim Dizi Hakkında Düşüncem;
- Ben ilk olarak 2017'de izlemiştim. En az 3-4 kere tekrar tekrar izledim. Gerçekten bende büyük bir etki bıraktı. Lise Sınavımdan sonra tekrardan izlemeye başlayacağım da.
- Öncelikle dizide arkadaşlık çok güzel ele alınmış. Gerçek arkadaşların her zorluğun ötesinden gelebileceği harika bir şekilde anlatılmış.
- Özellikle eğitim zorlukları ve öğrencilerin sınav stresi güzel bir şekilde yansıtılmış. Öğrencilerin sınav öncesi ve sonrası yaşadığı bütün her şey açıkça belirtilmiş.
- Özellikle son bölümlerde sağlığın her şeyden çok daha önemli olduğu vurgulanmış.
- Dersleri kötü olan ama birçok yeteneği olan Real King ile dersleri harika olan ama hiçbir yeteneği bulunmayan Baek Ho kulüplerinin daha sonradan birleşip gerçek arkadaşlığı bulmaları günümüzde oldukça çok bulunan sahte arkadaşlıklara harika bir cevap olmuş.
Bir Sonraki Yazıda Görüşmek Üzere!!!! (Dizi önerilerinizi yorumlar kısımına yazabilirsiniz) :)))))
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
Hepimizin bildiği LGS bugün itibari ile benim gibiler için başlıyor.Uzun zamandır sınavların yoğunluğu nedeniyle iki bloguma da yazı atamıyordum. Ancak sınavlar bittiği için birçok yazı yazacağım.
LGS sınavı için artık şimdiki 7.sınıflar için süre başlatılacak. Yani benim gibi olanlar LGS hazırlığına başladı denilebilir. Umarım sınava az kalan bir sürede yine değişen bir sistem olmaz ve bu yüzden benim de içinde olduğum öğrenci kitlesi sınav stresi artmaz.
5. sınıftayken (o zaman TEOG vardı) TEOG sınavına daha çok var derken şu an (şimdiki adı LGS) LGS için çalışmaya başlıyoruz.
Bu yazı buraya kadar, bir sonraki yazıda görüşmek üzere :)))
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
Uzun zaman sonra yeniden merhaba...
Çoğumuzun bildiği gibi dünyada K-Pop akımı yaşanıyor. Ben de bu akıma katılan biri olarak son günlerde olan bazı olayları dile getirmek istedim.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki yaptıkları müzik sizin hoşunuza gitmiyor ise o müzik kötü değildir. Ayrıca sırf o müzik grubunu veya şarkıcıyı sevmiyorsunuz diye ortaya iftira atmak da doğru bir davranış değil.
Son zamanlarda benim müziklerini aşırı derece de sevdiğim bir gruba suçlama yapıldı. (Bundan önceki yazılarımda bu gruptan bahsetmiştim) Kimse bir grubu veya şarkıcıyı sevmek zorunda değildir. Sevmediğiniz biri veya birileri için suçlamada bulunma gerçekten doğru değil.
Benim sevdiğim grup 7 erkekten oluşan bir K-Pop grubu. Bu grup Grammy Ödüllerine giden bir grup. Tam olarak bu gruba yapılan bir iftira vardı, çocuklarınızı bu gruptan uzak tutun gibi şeyler söylenmişti. Tek bir sorum var; Bu grup bu kadar tanınmadan önce neden böyle iftiralar atmıyorlardı?
Ayrıca şarkılarını hiç dinlemedim diyerek bu grupların şarkıları berbat diyen kişiler de var. Sırf farklı oldukları için yargılamak yerine bu grupların hepsini yaşlarına rağmen başardıkları ile övmemiz gerekiyor.
Ben sadece sevdiğim K-Pop grupları için bunları yazmıyorum, bütün şarkı yapan kişiler bu konulara maruz kalmakta.
Bu yazıyı yazarken grup adlarını vermedim çünkü önceki yazılarımdan birinde benimle aynı grubu seven bir sınıf arkadaşım vermemin doğru olmayacağını söylemişti. Ben de onun sözüne uyarak grup isimlerini yazmama kararı verdim. Ancak yine de bilinsin diye yazı resminden bu grubu belki tahmin edebilirsiniz.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere...
İletişim İçin: aleynacan05@hotmail.com
Çoğumuzun bildiği gibi dünyada K-Pop akımı yaşanıyor. Ben de bu akıma katılan biri olarak son günlerde olan bazı olayları dile getirmek istedim.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki yaptıkları müzik sizin hoşunuza gitmiyor ise o müzik kötü değildir. Ayrıca sırf o müzik grubunu veya şarkıcıyı sevmiyorsunuz diye ortaya iftira atmak da doğru bir davranış değil.
Son zamanlarda benim müziklerini aşırı derece de sevdiğim bir gruba suçlama yapıldı. (Bundan önceki yazılarımda bu gruptan bahsetmiştim) Kimse bir grubu veya şarkıcıyı sevmek zorunda değildir. Sevmediğiniz biri veya birileri için suçlamada bulunma gerçekten doğru değil.
Benim sevdiğim grup 7 erkekten oluşan bir K-Pop grubu. Bu grup Grammy Ödüllerine giden bir grup. Tam olarak bu gruba yapılan bir iftira vardı, çocuklarınızı bu gruptan uzak tutun gibi şeyler söylenmişti. Tek bir sorum var; Bu grup bu kadar tanınmadan önce neden böyle iftiralar atmıyorlardı?
Ayrıca şarkılarını hiç dinlemedim diyerek bu grupların şarkıları berbat diyen kişiler de var. Sırf farklı oldukları için yargılamak yerine bu grupların hepsini yaşlarına rağmen başardıkları ile övmemiz gerekiyor.
Ben sadece sevdiğim K-Pop grupları için bunları yazmıyorum, bütün şarkı yapan kişiler bu konulara maruz kalmakta.
Bu yazıyı yazarken grup adlarını vermedim çünkü önceki yazılarımdan birinde benimle aynı grubu seven bir sınıf arkadaşım vermemin doğru olmayacağını söylemişti. Ben de onun sözüne uyarak grup isimlerini yazmama kararı verdim. Ancak yine de bilinsin diye yazı resminden bu grubu belki tahmin edebilirsiniz.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere...
İletişim İçin: aleynacan05@hotmail.com
Yeniden herkese merhaba, Berfce'nin blogunda gördüğüm mimi bende cevaplamak istedim. Ayrıca bu mimi başlatan Rehitu'nun cevapları için buraya tıklayabilirsiniz.
1) Hangisini tercih edersin? Uçabilme yeteneğinin olmasını mı yoksa su altında da nefes alabilmeyi mi? Neden?
Ben uçabilme yeteneğim olmasını isterdim. Çünkü ne kadar yüzmeyi çok sevsem de uçabilme yeteneğimin olmasını ilk seçimim olur.
2) Hangisini tercih edersin? Sonsuza dek etrafının kitaplarla çevrili olmasını mı yoksa evcil hayvanlarla mı? Neden?
İki seçenekten birini seçmek zor. Ancak ben sonsuza dek kitaplarla çevrili olmasını isterim. Çünkü evcil hayvanlar çok fazla ilgi ve alaka gerektirir ve bu zorlayıcı olabilir.
3) Hangisini tercih edersin? Büyük ellere sahip olmayı mı yoksa büyük ayaklar mı? Neden?
Hiçbiri, orantılı olsun :)
4) Hangisini tercih edersin? Geriye kalan hayatının tamamında çay içmeyi mi yoksa kahve içmeyi mi? Neden
Çay içemediğim için geriye kalan hayatımın tamamında kahve içmeyi tercih ederim.
5) Hangisini tercih edersin? Pilav üstü kuru mu yoksa köfte patates mi? Neden?
En sevdiğim yemeklerden olan köfte patatesi tercih ederim. Pilavı da çok sevsem de köfte patatesten vazgeçmem.
6) Hangisini tercih edersin? Sınırsız döner mi yoksa sınırsız kokoreç mi? Neden?
Sınırsız döner tercih ederim.
7) Hangisini tercih edersin? Ölüm saatini bilmeyi mi yoksa nasıl öleceğini bilmeyi mi? (Ölüm tarihini ve ölüm şeklini değiştiremiyorsun.) Neden?
Ben ölüm saatimi bilmek isterdim. Çünkü ne zaman öleceğimi bilirsem öleceğim tarihe kadar hayatımı daha dolu yaşardım, yapmak istediğim her şeyi yapardım.
8) Hangisini tercih edersin? 500 yıl gelecekte yaşamayı mı yoksa 500 yıl geçmişte yaşamayı mı? Neden?
Geçmişte yaşasam tarihteki önemli kişilerle tanışmak isterdim, gelecekte yaşasam gelecek hakkında bilgi edinebilirdim. Ben gelecekte yaşamayı tercih ederdim çünkü her ne kadar tarihteki önemli kişileri merak etsem de geleceği merakım daha fazla :)
1) Hangisini tercih edersin? Uçabilme yeteneğinin olmasını mı yoksa su altında da nefes alabilmeyi mi? Neden?
Ben uçabilme yeteneğim olmasını isterdim. Çünkü ne kadar yüzmeyi çok sevsem de uçabilme yeteneğimin olmasını ilk seçimim olur.
2) Hangisini tercih edersin? Sonsuza dek etrafının kitaplarla çevrili olmasını mı yoksa evcil hayvanlarla mı? Neden?
İki seçenekten birini seçmek zor. Ancak ben sonsuza dek kitaplarla çevrili olmasını isterim. Çünkü evcil hayvanlar çok fazla ilgi ve alaka gerektirir ve bu zorlayıcı olabilir.
3) Hangisini tercih edersin? Büyük ellere sahip olmayı mı yoksa büyük ayaklar mı? Neden?
Hiçbiri, orantılı olsun :)
4) Hangisini tercih edersin? Geriye kalan hayatının tamamında çay içmeyi mi yoksa kahve içmeyi mi? Neden
Çay içemediğim için geriye kalan hayatımın tamamında kahve içmeyi tercih ederim.
5) Hangisini tercih edersin? Pilav üstü kuru mu yoksa köfte patates mi? Neden?
En sevdiğim yemeklerden olan köfte patatesi tercih ederim. Pilavı da çok sevsem de köfte patatesten vazgeçmem.
6) Hangisini tercih edersin? Sınırsız döner mi yoksa sınırsız kokoreç mi? Neden?
Sınırsız döner tercih ederim.
7) Hangisini tercih edersin? Ölüm saatini bilmeyi mi yoksa nasıl öleceğini bilmeyi mi? (Ölüm tarihini ve ölüm şeklini değiştiremiyorsun.) Neden?
Ben ölüm saatimi bilmek isterdim. Çünkü ne zaman öleceğimi bilirsem öleceğim tarihe kadar hayatımı daha dolu yaşardım, yapmak istediğim her şeyi yapardım.
8) Hangisini tercih edersin? 500 yıl gelecekte yaşamayı mı yoksa 500 yıl geçmişte yaşamayı mı? Neden?
Geçmişte yaşasam tarihteki önemli kişilerle tanışmak isterdim, gelecekte yaşasam gelecek hakkında bilgi edinebilirdim. Ben gelecekte yaşamayı tercih ederdim çünkü her ne kadar tarihteki önemli kişileri merak etsem de geleceği merakım daha fazla :)
9) Hangisini tercih edersin? Her yıl yenilenen tek seferlik uluslararası bir uçuş bileti mi yoksa yurt içinde geçerli sınırsız uçak bileti mi? Neden?
Uluslararası tek seferlik uçak biletini tercih ederdim.
10) Hangisini tercih edersin? daha çok dinlemeyi mi daha çok konuşmayı mı? Neden?
Ben daha çok konuşmayı severim. Çünkü konuştuğum zaman kendimi rahat hissederim. Dinlemeyi de severim ancak konuşmayı daha çok seviyorum.
Soruları cevaplarken çok keyif aldım, yapmayan herkes yapsın bence. Görüşmek üzere...
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
Yeniden herkese merhaba. Berfçe bir mimde beni de mimlemiş, Berfçe'nin mimi için buraya tıklayabilirsiniz :)
1) Acı mı, tatlı mı, ekşi mi?
Ben acı ve tatlı seviyorum. Ancak birini seçmem gerekse acıyı seçerim.
2) Çift sayılar mı, tek sayılar mı?
Tek sayıları, çift sayılara tercih ederim.
3) Bitter mi, sütlü mü, beyaz çikolata mı?
Ben bitter ve sütlüden vazgeçemem. Birisini seçmem gerekirse sütlüyü seçiyorum.
4) En çok gitmek istediğiniz ülke hangisi?
Beni tanıyan herkes benim Güney Kore sevgimi bilir. Bunun en büyük nedeni en sevdiğim grup olan BTS'in nedeni de var :)
5) Çocukken hayalinizdeki meslek neydi?
Ben zaten çocuk olduğumdan şu an olan hayalimdeki meslek bilişim avukatlığı ve yazılımcılık.
6) En güzel yaşım diyebileceğiniz yaş hangisi?
Ben 9 yaşım en güzel yaşımdı. Tekrar ve tekrar 9 yaşında olmak isterdim.
7) En sevdiğiniz özlü söz nedir?
"Evren senden sevdiğin şeyleri alıyorsa eğer, verecek kadar güçlüsün demek." Benim en sevdiğim özlü söz.
8) Herkes ikinci şansı hak eder mi?
İlk şansında ne yaptığına bağlı bence.
9) Size en yakın kitabın 17. sayfasının ilk cümlesini ne?
"... görünsem de,burada sözünü ettiğim, aslında düşüncelerinize nasıl odaklanacağınızı ve verimli olarak öncelik sırasına koyacağınızı öğrenmektir." (Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı / Mark Manson)
1) Acı mı, tatlı mı, ekşi mi?
Ben acı ve tatlı seviyorum. Ancak birini seçmem gerekse acıyı seçerim.
2) Çift sayılar mı, tek sayılar mı?
Tek sayıları, çift sayılara tercih ederim.
3) Bitter mi, sütlü mü, beyaz çikolata mı?
Ben bitter ve sütlüden vazgeçemem. Birisini seçmem gerekirse sütlüyü seçiyorum.
4) En çok gitmek istediğiniz ülke hangisi?
Beni tanıyan herkes benim Güney Kore sevgimi bilir. Bunun en büyük nedeni en sevdiğim grup olan BTS'in nedeni de var :)
5) Çocukken hayalinizdeki meslek neydi?
Ben zaten çocuk olduğumdan şu an olan hayalimdeki meslek bilişim avukatlığı ve yazılımcılık.
6) En güzel yaşım diyebileceğiniz yaş hangisi?
Ben 9 yaşım en güzel yaşımdı. Tekrar ve tekrar 9 yaşında olmak isterdim.
7) En sevdiğiniz özlü söz nedir?
"Evren senden sevdiğin şeyleri alıyorsa eğer, verecek kadar güçlüsün demek." Benim en sevdiğim özlü söz.
8) Herkes ikinci şansı hak eder mi?
İlk şansında ne yaptığına bağlı bence.
9) Size en yakın kitabın 17. sayfasının ilk cümlesini ne?
"... görünsem de,burada sözünü ettiğim, aslında düşüncelerinize nasıl odaklanacağınızı ve verimli olarak öncelik sırasına koyacağınızı öğrenmektir." (Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı / Mark Manson)
Mimi yapmak isteyen herkes yapsın. Görüşmek üzere...
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
İklim Değişikliğini Engellemede Önemli Araçlar: Uydular
- Åžubat 01, 2019
- By Aleyna Can
- 0 Comments
Uydular günümüzde iklim değişikliğini araştırmada bilim insanlarının en önemli araçlarından biri. ESA (Avrupa Uzay Ajansı)'nın Sentinel uyduları, iklim değişikliği hakkında birçok bilgi edinilmesini sağlayacak kapasitesine sahip uydulardır.
ESA'nın bugün Dünya yörüngesinde olan 7 adet Sentinel uydusu bulunuyor. Bu uydular sayesinde elde edilen bilgiler Roma'da (İtalya) bulunan Dünya Gözlem Merkezi'nde değerlendiriliyor.
Dünya Gözlem Merkezi Direktörü Josef Aschbacher; Uydular son dönemde gelen verilere göre karbondioksit oranının daha önce hiç olmadığı kadar yükseldiğine dikkat çekiyor. Josef Ascbacher, değerlerin hep milyonda 300 oranının altında kaldığını ve son yüzyılda büyük bir artış ile milyonda 400 oranına ulaştığını ifade ediyor.
İklim değişikliği hakkında daha fazla bilgi edinebildiğimiz Sentinel Uydular'dan Sentinel-1'in fotoğrafını aşağıda bulabilirsiniz.
Bu yazı buraya kadar. Görüşmek üzere...
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
Yeniden herkese merhaba.... Geçtiğimiz aylarda ile ilgili bir yazı yazmıştım. Yazı da grubu genel olarak tanıtmıştım ancak grubun üyelerinin hepsine ayrı yazı yazacağımı da belirtmiştim.
Şimdi yazıya geçme zamanı :)
Gerçek Adı : Kim Namjoon
Takma Adları : RM, Rap Monster, Yıkım Tanrısı, Dans Dehası, Namjoonie
Grup Pozisyonu: Rapçi ve Lider
Doğum Tarihi :12 Eylül 1994
Doğum Yeri : Ilsan, Güney Kore
Boyu : 1,81 metre
Eğitim : Apgujeong Lisesi, Global Cyber Üniversitesi
Çin Burcu : Köpek
Yıldız Burcu : Başak
Kim Namjoon grubun lideri ve tarzı en iyi olarak görülen üye. BTS'in en uzun üyesi de ayrıca.
Kim Namjoon'un annesi,babası, ve küçük kız kardeşi ile Güney Kore'nin gelişmiş şehirlerinden olan Ilsan'da büyüdü. Kim Namjoon'un çocukluk fotoğraflarına bakınca şimdi hayranlarını çılgına çeviren gamzelerini görmek mümkün. Kim Namjoon'un okul ile sıkıntısı hiç olmamış, sınıfın yaramazlarından olduğunu kendisi de söylese de hep iyi notlar aldığı bilinmektedir. Ayrıca okul mezuniyet fotoğraflarına baktığınızda modası geçmiş gözlükler ve şekilsiz saçları ile devlet memuru olacağını düşünmeden edilmediğini söyleniyor.
Grupta en iyi ingilizce konuşan üye, çünkü ingilizce çalışmak için dört ay Yeni Zelanda'da kaldı. Ayrıca annesinin o dönem bütün sezonlarını izlettiği Friends dizisi ile de kendini geliştirdiğini ifade etmektedir.
Seçmelere katıldığı bir yerde yeteneğini fark ettiler. İletişim bilgileri bulundu ve müzik şirketi olan Big Hit Entertainment'ı aradılar, onlara lise birinci sınıfta olan bu yetenekli genç ile ilgilenebileceklerini söylediler.
Fakat öğretmenleri ve ailesinin Kim Namjoon için farklı hedefleri vardı. Namjoon; Korece, matematik, yabancı diller ve sosyal bilgiler sınavlarında gerçekten başarılıydı. Bir teste IQ'su 148 çıkmıştı ve tüm ülkede %1'lik başarılı öğrenci kesimine girmesine çok yakındı.
Annesini müzik konusunda ikna edince 2010'da müzik seçmelerine girdi ve bir sürü şirketle solo rapçi olarak çalıştı. Sonrasında Bangtan Sonyeondan isimli bir hip-hop grubu oluşturulmaya çalışıldı karar değişikliği nedeniyle sonuç alınamadı.
Eğer K-Pop dinleyen biriyseniz dansın onlar için önemini bilmemeniz münkün değil. Kim Namjoon'da bir dansçı olarak anlaşma imzalamamıştı fakat idol grubunda yer almanın gerekliliğiydi. Bu yüzden dans ederken çektiği çilelere gönderme olarak Dance Prodigy (Dans Dehası) lakabı takıldı. 2015'e yakın bir tarihte hala dans etmeyi sevmediğini ancak bunun anlaşmanın bir parçası olduğunu anladığını söyledi.
Rap Monster lakabını bir şarkının sonunda "Rap Monster!" diye bağırınca şirket çalışanları tarafından lakap takıldı. Bu lakap ile sahne adı olarak verildi. BTS'in çıkış konserinden önce olan değişimlerden sadece biriydi bu. Artık idol hayatına gireceği için gerçek hayatının tam tersini yapması gerekiyordu; yani yüzünde sürekli makyaj taşımalı, sevimli aegyo (yüz ifadesi ve vücüt hareketleri ile gösterilen sevimlilik) ve bence her ARMY (BTS hayranları) 'nin hayran olarak izlediği koreografik dansları yapması gerekiyordu.
Elbette BTS'in lideri olarak adlandırılması onun için büyük bir gururdu fakat büyük sorumlulukları da vardı. Tanıtımlar, turlar, basın toplantıları, ödül törenlerinde ve televizyon röportajlarında en büyük görev ona düşüyordu. Şimdilerde Amerika'da yakaladıkları inanılmaz başarıyı düşününce, Big Hit'in liderliği İngilizcesi en iyi üyeye vermesi ileri görüşlü bir karar oldu. Ayrıca V (BTS üyesi), Kim Namjoon'un birçok problemi tek başına omuzladığına ve BTS üyelerinin geçinebileceği bir atmosfer yaratmak için çok çalıştığını minnetle anlatıyor. Namjoon ve Jin (BTS üyesi) grupta en kötü dansçı rölünde olarak görüldükleri için aralarında ortak bir bağları var. Diğer beş üye dans öğretmenleri ile çalışırken Namjoon ve Jin'in ayrı bir köşede çalıştıkları söylenmişti.
Namjoon ıssız adaya düştüğünde J-Hope'un (BTS üyesi) iyi bir partner olacağını söylemişti çünkü sürekli konuştuğu için radyoya ihtiyaçının olmayacağını söyledi. Ayrıca Dans Dehası denildiği için onun çok iyi dans ettiğini söyleyenler var, unutmamalıyız ki dansta değil,rapte çok iyi.
Namjoon eşyalarını çok sık kaybeder. Öyle ki İskandiavya'ya Bon Voyage gezileri sırasında pasaportunu kaybedip erkenden geri dönmesi gerektiğinde kimse şaşırmadı.
Öyle olmasada sert kişi imajı, fırça saçları ile sonunda Rap Monster ismini kaybetti. Şimdi Kim Namjoon'dan uzak olmayan RM geldi yani;yetenekli, ayakları yere basan ve düşünceli karakteri olan RM geldi.
Şimdilik bu kadar bilgi vereceğin ancak bu yazı bitmeden söylemek istediğim son birkaç şey daha var; BTS hakkında yazdığım ilk yazıda "adsız" olarak yorum yapan bir sınıftan tanıdığım iki kişinin sözleri üzerinde yazacağım bu cümleleri dikkatle okumanızı rica ediyorum.
Yaptığı yorumlarda benim BTS hakkında bir bilgim olmadığını, daha yeni tanıdığım bir grup için yorumda bulunmamın kendisine göre saçma olduğunu yazdı ve söyledi. Ben düşüncelerine saygı duyuyorum ancak BTS benim yeni tanıdığım bir grup değil. Ben önceden bazı şarkılarını dinliyordum ancak grup hakkında pek bir bilgim yoktu, 8 ay önce gerçekten dinlemeye başladım. Ben bunu kendisine de söyledim tekrardan düşüncelerine saygı duyuyorum. Sonra bana onları insanlar ile paylaştığımızda rezil ettiğimizi söyledi. Bence burada haksız; Çünkü sevdiğin bir grubu dinlerken/konuşurken rezil olduğunu düşünmemelisin.
Bu yazı burada bitti. Görüşmek üzere....
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
Şimdi yazıya geçme zamanı :)
Gerçek Adı : Kim Namjoon
Takma Adları : RM, Rap Monster, Yıkım Tanrısı, Dans Dehası, Namjoonie
Grup Pozisyonu: Rapçi ve Lider
Doğum Tarihi :12 Eylül 1994
Doğum Yeri : Ilsan, Güney Kore
Boyu : 1,81 metre
Eğitim : Apgujeong Lisesi, Global Cyber Üniversitesi
Çin Burcu : Köpek
Yıldız Burcu : Başak
Kim Namjoon grubun lideri ve tarzı en iyi olarak görülen üye. BTS'in en uzun üyesi de ayrıca.
Kim Namjoon'un annesi,babası, ve küçük kız kardeşi ile Güney Kore'nin gelişmiş şehirlerinden olan Ilsan'da büyüdü. Kim Namjoon'un çocukluk fotoğraflarına bakınca şimdi hayranlarını çılgına çeviren gamzelerini görmek mümkün. Kim Namjoon'un okul ile sıkıntısı hiç olmamış, sınıfın yaramazlarından olduğunu kendisi de söylese de hep iyi notlar aldığı bilinmektedir. Ayrıca okul mezuniyet fotoğraflarına baktığınızda modası geçmiş gözlükler ve şekilsiz saçları ile devlet memuru olacağını düşünmeden edilmediğini söyleniyor.
Grupta en iyi ingilizce konuşan üye, çünkü ingilizce çalışmak için dört ay Yeni Zelanda'da kaldı. Ayrıca annesinin o dönem bütün sezonlarını izlettiği Friends dizisi ile de kendini geliştirdiğini ifade etmektedir.
Seçmelere katıldığı bir yerde yeteneğini fark ettiler. İletişim bilgileri bulundu ve müzik şirketi olan Big Hit Entertainment'ı aradılar, onlara lise birinci sınıfta olan bu yetenekli genç ile ilgilenebileceklerini söylediler.
Fakat öğretmenleri ve ailesinin Kim Namjoon için farklı hedefleri vardı. Namjoon; Korece, matematik, yabancı diller ve sosyal bilgiler sınavlarında gerçekten başarılıydı. Bir teste IQ'su 148 çıkmıştı ve tüm ülkede %1'lik başarılı öğrenci kesimine girmesine çok yakındı.
Annesini müzik konusunda ikna edince 2010'da müzik seçmelerine girdi ve bir sürü şirketle solo rapçi olarak çalıştı. Sonrasında Bangtan Sonyeondan isimli bir hip-hop grubu oluşturulmaya çalışıldı karar değişikliği nedeniyle sonuç alınamadı.
Eğer K-Pop dinleyen biriyseniz dansın onlar için önemini bilmemeniz münkün değil. Kim Namjoon'da bir dansçı olarak anlaşma imzalamamıştı fakat idol grubunda yer almanın gerekliliğiydi. Bu yüzden dans ederken çektiği çilelere gönderme olarak Dance Prodigy (Dans Dehası) lakabı takıldı. 2015'e yakın bir tarihte hala dans etmeyi sevmediğini ancak bunun anlaşmanın bir parçası olduğunu anladığını söyledi.
Rap Monster lakabını bir şarkının sonunda "Rap Monster!" diye bağırınca şirket çalışanları tarafından lakap takıldı. Bu lakap ile sahne adı olarak verildi. BTS'in çıkış konserinden önce olan değişimlerden sadece biriydi bu. Artık idol hayatına gireceği için gerçek hayatının tam tersini yapması gerekiyordu; yani yüzünde sürekli makyaj taşımalı, sevimli aegyo (yüz ifadesi ve vücüt hareketleri ile gösterilen sevimlilik) ve bence her ARMY (BTS hayranları) 'nin hayran olarak izlediği koreografik dansları yapması gerekiyordu.
Elbette BTS'in lideri olarak adlandırılması onun için büyük bir gururdu fakat büyük sorumlulukları da vardı. Tanıtımlar, turlar, basın toplantıları, ödül törenlerinde ve televizyon röportajlarında en büyük görev ona düşüyordu. Şimdilerde Amerika'da yakaladıkları inanılmaz başarıyı düşününce, Big Hit'in liderliği İngilizcesi en iyi üyeye vermesi ileri görüşlü bir karar oldu. Ayrıca V (BTS üyesi), Kim Namjoon'un birçok problemi tek başına omuzladığına ve BTS üyelerinin geçinebileceği bir atmosfer yaratmak için çok çalıştığını minnetle anlatıyor. Namjoon ve Jin (BTS üyesi) grupta en kötü dansçı rölünde olarak görüldükleri için aralarında ortak bir bağları var. Diğer beş üye dans öğretmenleri ile çalışırken Namjoon ve Jin'in ayrı bir köşede çalıştıkları söylenmişti.
Namjoon ıssız adaya düştüğünde J-Hope'un (BTS üyesi) iyi bir partner olacağını söylemişti çünkü sürekli konuştuğu için radyoya ihtiyaçının olmayacağını söyledi. Ayrıca Dans Dehası denildiği için onun çok iyi dans ettiğini söyleyenler var, unutmamalıyız ki dansta değil,rapte çok iyi.
Namjoon eşyalarını çok sık kaybeder. Öyle ki İskandiavya'ya Bon Voyage gezileri sırasında pasaportunu kaybedip erkenden geri dönmesi gerektiğinde kimse şaşırmadı.
Öyle olmasada sert kişi imajı, fırça saçları ile sonunda Rap Monster ismini kaybetti. Şimdi Kim Namjoon'dan uzak olmayan RM geldi yani;yetenekli, ayakları yere basan ve düşünceli karakteri olan RM geldi.
Şimdilik bu kadar bilgi vereceğin ancak bu yazı bitmeden söylemek istediğim son birkaç şey daha var; BTS hakkında yazdığım ilk yazıda "adsız" olarak yorum yapan bir sınıftan tanıdığım iki kişinin sözleri üzerinde yazacağım bu cümleleri dikkatle okumanızı rica ediyorum.
Yaptığı yorumlarda benim BTS hakkında bir bilgim olmadığını, daha yeni tanıdığım bir grup için yorumda bulunmamın kendisine göre saçma olduğunu yazdı ve söyledi. Ben düşüncelerine saygı duyuyorum ancak BTS benim yeni tanıdığım bir grup değil. Ben önceden bazı şarkılarını dinliyordum ancak grup hakkında pek bir bilgim yoktu, 8 ay önce gerçekten dinlemeye başladım. Ben bunu kendisine de söyledim tekrardan düşüncelerine saygı duyuyorum. Sonra bana onları insanlar ile paylaştığımızda rezil ettiğimizi söyledi. Bence burada haksız; Çünkü sevdiğin bir grubu dinlerken/konuşurken rezil olduğunu düşünmemelisin.
Bu yazı burada bitti. Görüşmek üzere....
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
Herkese yeniden merhaba.... Bu mim ilk başlattığım mim olduğu gibi bloğumda yazdığım ikinci mim. Umarım beğenirsiniz :)
1) 2018 senin için nasıl geçti?
2018 benim için harika geçti. Çünkü olabilecek en güzel anları bu sene de yaşadım.
2) Bu yıl yapmak istediğin ama yapamadığın bir şey var mı?
Evet, var. Her çocuğun hayali olan yağmur yağdığında dışarı çıkmak benim de hayallerim arasında. Bu sene olmadı, artık gelecek seneye yol gözüküyor :)
3) 2018'i bir tatlıya benzetsen neye benzer?
Çilekli magnolia tatlısına benzetirim. Kesinlikle herkesin denemesi gereken bir tatlı.
4) Bu yıl en çok sevindiğin olay nedir?
Bu yıl yaşadığım bütün olumlu olaylar benim en çok sevindiğim olaylar aslında :)
5) Bu yıl en çok hangi filmi, diziyi, müziği ve kitabı beğendin?
Film olarak dün paylaştığım yazıda da kendilerinden bahsettiğim Rampage; Büyük Yıkım filmi, dizi olarak Scorpion ve La Casa De Papel'i tavsiye ederim, müzik olarak Taylor Swift'in bütün şarkılarını ki hepsi harika şarkılar BTS'in de bütün şarkılarını ve Taki Taki şarkısını öneririm. Son olarak bu yıl Uyanış ve Kaçış serisini çok sevdim, yazarları Scoot Sigler.
Mimlediklerim
Konumuz Kitap
Sade ve Derin
Ege'nin İki Yakası
Ebemkuşağı
Beyda'nın Kitaplığı
Ephendy
Berfçe
Melci
She Is The Man
Bu mim bu kadar, umarım beğenirsiniz. Görüşmek üzere..... :)
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
1) 2018 senin için nasıl geçti?
2018 benim için harika geçti. Çünkü olabilecek en güzel anları bu sene de yaşadım.
2) Bu yıl yapmak istediğin ama yapamadığın bir şey var mı?
Evet, var. Her çocuğun hayali olan yağmur yağdığında dışarı çıkmak benim de hayallerim arasında. Bu sene olmadı, artık gelecek seneye yol gözüküyor :)
3) 2018'i bir tatlıya benzetsen neye benzer?
Çilekli magnolia tatlısına benzetirim. Kesinlikle herkesin denemesi gereken bir tatlı.
4) Bu yıl en çok sevindiğin olay nedir?
Bu yıl yaşadığım bütün olumlu olaylar benim en çok sevindiğim olaylar aslında :)
5) Bu yıl en çok hangi filmi, diziyi, müziği ve kitabı beğendin?
Film olarak dün paylaştığım yazıda da kendilerinden bahsettiğim Rampage; Büyük Yıkım filmi, dizi olarak Scorpion ve La Casa De Papel'i tavsiye ederim, müzik olarak Taylor Swift'in bütün şarkılarını ki hepsi harika şarkılar BTS'in de bütün şarkılarını ve Taki Taki şarkısını öneririm. Son olarak bu yıl Uyanış ve Kaçış serisini çok sevdim, yazarları Scoot Sigler.
Mimlediklerim
Konumuz Kitap
Sade ve Derin
Ege'nin İki Yakası
Ebemkuşağı
Beyda'nın Kitaplığı
Ephendy
Berfçe
Melci
She Is The Man
Bu mim bu kadar, umarım beğenirsiniz. Görüşmek üzere..... :)
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
Yeniden herkese merhabalar...
1) Rampage (Büyük Yıkım) : Gerçekten acayip güzel bir film. Hızlı ve Öfkeli ve birçok filmden tanıdığımız Dwayne Johnson'un başrolden oynadığı bu filmi izlemeden geçmemelisiniz. Fragmanını izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.
2) The Boss Baby (Patron Bebek) : Benim acayip derece sevdiğim bir animasyon filmi. Gerçekten herkesin izlemesi gereken bir film. Gerçekten bu filmi izlemelisiniz. Fragmanı izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.
3) Black Panter (Kara Panter) : İlk filmi izlerken biraz ön yargılı olarak izledim ancak filmin ortalarında acayip derece filmi sevdim. Sizlerin de seveceğinizden eminim. Ayrıca bu Marvel yapımlı bir film. Fragmanını izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.
Bugünlük bu kadar, görüşmek üzere.... :)
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
1) Rampage (Büyük Yıkım) : Gerçekten acayip güzel bir film. Hızlı ve Öfkeli ve birçok filmden tanıdığımız Dwayne Johnson'un başrolden oynadığı bu filmi izlemeden geçmemelisiniz. Fragmanını izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.
2) The Boss Baby (Patron Bebek) : Benim acayip derece sevdiğim bir animasyon filmi. Gerçekten herkesin izlemesi gereken bir film. Gerçekten bu filmi izlemelisiniz. Fragmanı izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.
3) Black Panter (Kara Panter) : İlk filmi izlerken biraz ön yargılı olarak izledim ancak filmin ortalarında acayip derece filmi sevdim. Sizlerin de seveceğinizden eminim. Ayrıca bu Marvel yapımlı bir film. Fragmanını izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.
Bugünlük bu kadar, görüşmek üzere.... :)
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
Yeniden herkese merhaba :)
Ablam İrem Can; bir yazısında bu kitaptan sizlere Uyanış kitabından bahsetmişti.
Scoot Sigler'in 3 kitaptan oluşan serisinin ilk kitabı Uyanış, ikinci kitabı Kaçış ve üçüncü kitabı Kurtuluş'tur. Ben geçen aylarda ilk iki kitabı okudum, ancak son kitabı yeni çıktığı için son kitabı olan Kurtuluş kitabını daha okumadım.
Ben bu kitabı BKM'den aldık, ancak İdefix'den de bulabilirsiniz. BKM için buraya tıklayabilirsiniz , İdefix için de buraya tıklayabilirsiniz.
Benim kitap hakkında tek sözcüklü bir düşüncem var; harika / muhteşem. Kesinlikle okunmalı, kesinlikle tavsiye ederim. Ayrıca bilim kurgu kitabı olması bu kitabı daha çok güzelleştiriyor.
Bu yaz bu kadar olsa da diğer yazılarımı da okuyabilirsiniz. Ayrıca ablamın yazdığı yazıya da ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz :) Görüşmek üzere....
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
Ablam İrem Can; bir yazısında bu kitaptan sizlere Uyanış kitabından bahsetmişti.
Scoot Sigler'in 3 kitaptan oluşan serisinin ilk kitabı Uyanış, ikinci kitabı Kaçış ve üçüncü kitabı Kurtuluş'tur. Ben geçen aylarda ilk iki kitabı okudum, ancak son kitabı yeni çıktığı için son kitabı olan Kurtuluş kitabını daha okumadım.
Ben bu kitabı BKM'den aldık, ancak İdefix'den de bulabilirsiniz. BKM için buraya tıklayabilirsiniz , İdefix için de buraya tıklayabilirsiniz.
Benim kitap hakkında tek sözcüklü bir düşüncem var; harika / muhteşem. Kesinlikle okunmalı, kesinlikle tavsiye ederim. Ayrıca bilim kurgu kitabı olması bu kitabı daha çok güzelleştiriyor.
Bu yaz bu kadar olsa da diğer yazılarımı da okuyabilirsiniz. Ayrıca ablamın yazdığı yazıya da ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz :) Görüşmek üzere....
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
Yeniden herkese merhaba :) Öncelikle bu yazı için canım babişkoma teşekkür ederim. Çünkü bu yazının yazarı babişkomdur. Haftalarca sürpriz yapmak için yazdığı yazı için tekrar ve tekrar teşekkür ederim :)
Sokaktan çevirdiÄŸiniz herhangi birine Google’ın, Twitter’ın, Facebook’un ya da Instagram'ın neden ücretsiz olduÄŸunu sorun. ÇoÄŸu kiÅŸi cevabı tam bilemese de reklam için diyecektir. Cevap doÄŸru olsa da, olay boÅŸ bir alanda reklam göstermek kadar basit deÄŸil, keÅŸke öyle olsaydı...
1)Adam, mağazadan kızına gönderilen broşürler ve hediye kuponlarıyla adeta deliye dönmüştü, çünkü gelen şeyler hamilelikle ilgiliydi. Oysa kızı daha liseye gidiyordu, değil hamile olması, mağazanın bu ürünleriyle ilgilenmesi bile imkansızdı. Soluğu doğruca mağazada aldı .
2)MaÄŸaza müdürünü bulup, "kızımı hamileliÄŸe mi teÅŸvik ediyorsunuz, o daha liseye gidiyor" diye bağırdı ve ortalığı birbirine katarak evine döndü. Ancak bir kaç gün sonra aynı müdürü arayıp, “kızım hamileymiÅŸ, size bir özür borçluyum” demek zorunda kalmıştı.
3)Peki ama mağaza, kızın sadece kendisinin bildiği bu özel bilgiye nasıl ulaşmıştı? Bu sorunun cevabı, çoğu kişi tarafından bilinmeyen, ancak büyük bir sektör haline gelmiş olan gözetleme ekonomisinde yatıyor. Mağaza, müşteri profillerini çıkarmak için özel analizler yapıyordu
4)Bu analizlerden biri de hamilelik tahmin algoritmasıydı. Algoritma, hamile kadınların, özellikle hamileliğin ikinci üç ayından itibaren magnezyum ve çinko içerikli vitamin ürünlerini aldığını, kokusuz losyonlar tercih ettiğini belirlemişti.
5)Bu bilgileri kredi kartı bilgileriyle eÅŸleÅŸtiren algoritma, bir kadının hamile olup olmadığını yüksek bir oranla belirleyebiliyordu.Kızın hamile olduÄŸunu da bu ÅŸekilde belirlemiÅŸti. Amerika’daki Target isimli bu maÄŸaza 2013’de hacklendi ve 110 milyon müşterisinin verisi çalındı
6)Kapısına bırakılan satış broşüründeki notu gören Mike’ın canı oldukça sıkılmıştı, çünkü üzerinde “Mike Seay, kızı trafik kazasında öldü” yazıyordu. Kızı gerçekten de geçen yıl geçirdiÄŸi bir trafik kazası sonucu genç yaÅŸta ölmüştü. Ancak firma bunu nasıl bilebilirdi?
7)Oysa, ofis malzemeleri satan o firmaya sadece bir defa gitmiş ve yazıcısı için kağıt almıştı. Firmayı arayıp şikayet ettiğinde, yetkili durumu inkar etti. Ancak olay medyaya taşınınca, firma bizden kaynaklanmayan bir nedenle oluşan bu hatadan dolayı özür dileriz demekle yetindi
8)Acxiom, Epsilon, RapLeaf, Flurry, BlueKai... Bunlar muhtemelen çoğunuzun ismini duymadığı şirketler. Yüz milyarlarca dolarlık gözetleme sektörünün arkasındaki bu veri simsarlarının yaptığı iş, verilerimizi toplamak, analiz etmek ve reklamcılara ya da pazarlamacılara satmak
9)Hangi verileri topluyorlar derseniz, bir kişiye dair ulaşabildikleri ne kadar veri varsa hepsini. Bu verileri kişilerin online aktivitelerinden bankalara, kredi kartı hareketlerinden kullandıkları mobil operatörlere ya da üye oldukları yerlere kadar pek çok yerden topluyorlar.
10) Bu firmalardan mesela Acxiom’un arÅŸivinde, tüm dünyadan 700 milyondan fazla kiÅŸinin bilgisi var ve her kiÅŸiye 13 haneli bir kod atanmış durumda. Bu kodlar, her biri farklı bir profil içeren 70 kümeden birine atanıyor ve kiÅŸi o profille tanımlanıyor (bilim kurgu filmi gibi?)
11)Mesela 56 nolu kümedekiler; “30-35 yaÅŸ aralığında, üniversite mezunu, boÅŸanmış, 1 ya da 2 çocuÄŸu olan, orta düzey geliri olan, kirada oturan erkekler” gibi. Firma bu bilgileri olduÄŸu gibi satabiliyor ya da kategoriyi daha da daraltmak için baÅŸka bir firmaya verebiliyor.
12)Bu durumda diÄŸer firma, aldığı bilgilere ek olarak; “kamuda çalışanlar”, “babası saÄŸ olanlar”, “ÅŸu lokasyonda oturanlar” ya da “alkole düşkün olanlar” gibi daha da detaya inebiliyor. Bazı firmalarsa bu kümelerle ilgili çok daha derin detaylara ve özel bilgilere inebiliyor
13) Mesela “kanser hastası olanlar”, “HIV virüsü taşıyanlar”, “X ameliyatı olanlar” ya da “cinsel saldırıya uÄŸrayanlar” gibi. Büyük veri simsarlarından MEDBASE200 isimli ÅŸirket, bu bilgileri çok ucuz bir fiyata (1000 kiÅŸi için 79$) isteyen ilaç firmalarına satıyor.
14)Veri simsarlarının topladığı veriler pek çok amaç için kullanılabiliyor. Bunlardan gün yüzüne çıkan en meşhur örnek, çoğu kişinin en azından kısmen bildiği Facebook-Cambridge Analytica (CA) skandalı. CA da veri simsarlarından veriyi alıp işleyen şirketlerden biri
15) Olayı kısaca hatırlatalım. Son Amerika seçimlerinde, Trump lehine çalışan CA firması, milyonlarca Amerikalı seçmeni, yukarıdaki gibi profillere ayırmış ve her bir profile, Facebook’da gösterilmek üzere özel içerikli gösterimler hazırlamıştı.
16)Mesela beyazların olduÄŸu profil grubuna, Meksikalı göçmenlerin karıştığı bir olay gösteriliyor, ardından Trump’ın göçmen karşıtı vaatleri ekrana getiriliyordu. İşsiz gençlerin olduÄŸu gruba ise Trump’ın ekonomi vaatleri ve gençlere yönelik sözleri hatırlatılıyordu
17)Veri simsarlarının topladığı verilerin önemli bir kısmı, bedava diye düşünüp telefona kurduğumuz uygulamalardan geliyor. Mesela Angry Birds, Candy Crush, Fruit Ninja gibi ücretsiz popüler oyunlar neden sizden lokasyona ve temel bilgilere erişim izni ister?
18)Milyonlarca kişinin oynadığı bu oyunları yazan firmalar, nasıl para kazanıyor? Borsadan mı 🙂 Ya da neden Google, yıllarca üzerinde çalıştığı onlarca uygulamayı hiç para almadan herkese bedava dağıtıyor? Peki ya Twitter, Facebook, Instagram, Snapchat ve diğer uygulamalar?
19) Facebook’un, hiçbir geliri olmayan Instagram’ı, 2012 yılında 1 milyar $ gibi oldukça yüksek bir ücret ödeyerek satın almasının nedeni neydi? Instagram’ın doÄŸa üstü güçlere sahip(!) toplam 13 çalışanı mı, yoksa çok süper (!) bir resim paylaÅŸma uygulaması mı?
20) Bu soruların cevabı aslında açık: Ürün onlar deÄŸil, sizsiniz. Firmalar geliÅŸtirdiÄŸi uygulamalardan deÄŸil, onları kullanan insanlardan para kazanıyor. 2018 Verilerine göre, Twitter’da bir kiÅŸinin deÄŸeri 48$, Facebook’da 253$, Google’da 359$, Amazon’da ise 1793$ ediyor.
21)Bir firmanın envanterinde, ne kadar çok kullanıcı varsa, o kadar çok veri var demektir. Bizlerin kişisel verileri de, firmalar için tekrar tekrar satılacak reklam kaynağı demektir. Bizim paylaştığımız verileri satararak, Google dünyanın en büyük 2.firması haline geldi
22) ”Facebook kullanmıyorum, kapattım ya da gizlilik ayarlarımı en üst düzeye getirdim” diyerek kendinizi rahatlatan bir açıklama yapabilirsiniz ancak bilmediÄŸiniz bir ÅŸey var: Facebook, hesabınız olmasa bile reklam ortakları sayesinde sizi izliyor
23) GirdiÄŸiniz bir sitede, Facebook’un o meÅŸhur “beÄŸen” tuÅŸunun olması yeterli, hesabınızın olup olmaması, o tuÅŸa basıp basmamanız önemli deÄŸil, kayıt altındasınız. Hatta o sitede “beÄŸen” tuÅŸu da olmayabilir, veri simsarları vasıtasıyla ne yaptığınızı yine takip ediyor.
24)Benzer ÅŸekilde Google’ın Gmail’ini de kullanmıyorum diyebilirsiniz, ancak yine bir ÅŸey fark etmiyor. EÄŸer Gmail hesabı olan birine mail attıysanız, bu Google’ın sizin hesabınızı mercek altına alması için yeterli, çünkü Gmail lisans anlaÅŸmasına göre Google’ın buna hakkı var.
25) Google, hem kendi ürünleri (Gmail, Google Docs, Google Drive, Haritalar), hem satın aldığı firmalar (Youtube gibi), hem de veri simsarları vasıtasıyla bizi bizden daha iyi tanıyor. Google’ın CEO’su şöyle demiÅŸti: "Åžu an nerede olduÄŸunuzu ve az çok ne düşündüğünüzü biliyoruz"
26) Google ve Facebook, bu sektörün en büyük oyuncuları ancak bizi gözetleyerek verilerimizi alan, analiz ederek ya da etmeyerek satan Twitter, Linkedln, Pinterest, Snapchat ve Foursquare gibi irili ufaklı binlerce firma var daha var.
27)Bu firmalara, “konum” bilgisine eriÅŸmek için izin vermek bile çok ÅŸey ifade ediyor. Çünkü konum bilgisi sayesinde sadece bugün nerede olduÄŸunuzu bilmiyorlar, 1 ay önce nerede olduÄŸunuzu da biliyorlar, daha da önemlisi yarın nerede olacağınızı da biliyorlar
28)Sadece bu kadar mı? Kişinin daha önce gitmediği halde, birden rakip firmanın binasına gitmesi ve ilerleyen günlerde o firmadan birileriyle bir kafede olması, iş değişikliği hakkında o firmalara çok şey söyler.
29)Bir kadının, kadın doğum uzmanına gitmesi, reklamcılar için standart bir konum verisidir. Ancak sonraki süreçte o kadının, bebek ürünleri satan mağazaları ziyaret etmesi, reklamcılar açısından değerli bir veridir, çünkü artık dikkatlerini hamilelik üzerine yoğunlaştırırlar.
30) Tüm bu olanların nedeni, bedava diye bize sunulan uygulamalar, bir ÅŸey olmaz diye internete bıraktığımız bilgiler ve buralarda paylaÅŸtığımız bilgiler... Ve tüm bu olanlardan ÅŸikayet etmeye hakkımız yok, çünkü daha en baÅŸta “Hükümleri ve koÅŸulları okudum, kabul ediyorum” dedik
31) Bizler sanal dünya için kullanıcı değil, ürünün kendisiyiz. Ve bize dair bu verileri kullanmak isteyenler sadece reklam firmaları değil, kötü niyetli kişiler, hackerlar ya da organizasyonlar da var. Bu nedenle, şunu hiçbir zaman unutmayın: Hayattaki en pahalı şeyler bedavadır
32) Son olarak, konu hakkında detaylı okuma yapmak isteyenler için kaynaklar(bu floodun da kaynakları):
-Geleceğin Suçları
-Data and Goliath
-Dragnet Surveillance Nation: How Data Brokers Sold Out America
Biraz uzun oldu, kusura bakmayın..
Sokaktan çevirdiÄŸiniz herhangi birine Google’ın, Twitter’ın, Facebook’un ya da Instagram'ın neden ücretsiz olduÄŸunu sorun. ÇoÄŸu kiÅŸi cevabı tam bilemese de reklam için diyecektir. Cevap doÄŸru olsa da, olay boÅŸ bir alanda reklam göstermek kadar basit deÄŸil, keÅŸke öyle olsaydı...
1)Adam, mağazadan kızına gönderilen broşürler ve hediye kuponlarıyla adeta deliye dönmüştü, çünkü gelen şeyler hamilelikle ilgiliydi. Oysa kızı daha liseye gidiyordu, değil hamile olması, mağazanın bu ürünleriyle ilgilenmesi bile imkansızdı. Soluğu doğruca mağazada aldı .
2)MaÄŸaza müdürünü bulup, "kızımı hamileliÄŸe mi teÅŸvik ediyorsunuz, o daha liseye gidiyor" diye bağırdı ve ortalığı birbirine katarak evine döndü. Ancak bir kaç gün sonra aynı müdürü arayıp, “kızım hamileymiÅŸ, size bir özür borçluyum” demek zorunda kalmıştı.
3)Peki ama mağaza, kızın sadece kendisinin bildiği bu özel bilgiye nasıl ulaşmıştı? Bu sorunun cevabı, çoğu kişi tarafından bilinmeyen, ancak büyük bir sektör haline gelmiş olan gözetleme ekonomisinde yatıyor. Mağaza, müşteri profillerini çıkarmak için özel analizler yapıyordu
4)Bu analizlerden biri de hamilelik tahmin algoritmasıydı. Algoritma, hamile kadınların, özellikle hamileliğin ikinci üç ayından itibaren magnezyum ve çinko içerikli vitamin ürünlerini aldığını, kokusuz losyonlar tercih ettiğini belirlemişti.
5)Bu bilgileri kredi kartı bilgileriyle eÅŸleÅŸtiren algoritma, bir kadının hamile olup olmadığını yüksek bir oranla belirleyebiliyordu.Kızın hamile olduÄŸunu da bu ÅŸekilde belirlemiÅŸti. Amerika’daki Target isimli bu maÄŸaza 2013’de hacklendi ve 110 milyon müşterisinin verisi çalındı
6)Kapısına bırakılan satış broşüründeki notu gören Mike’ın canı oldukça sıkılmıştı, çünkü üzerinde “Mike Seay, kızı trafik kazasında öldü” yazıyordu. Kızı gerçekten de geçen yıl geçirdiÄŸi bir trafik kazası sonucu genç yaÅŸta ölmüştü. Ancak firma bunu nasıl bilebilirdi?
7)Oysa, ofis malzemeleri satan o firmaya sadece bir defa gitmiş ve yazıcısı için kağıt almıştı. Firmayı arayıp şikayet ettiğinde, yetkili durumu inkar etti. Ancak olay medyaya taşınınca, firma bizden kaynaklanmayan bir nedenle oluşan bu hatadan dolayı özür dileriz demekle yetindi
8)Acxiom, Epsilon, RapLeaf, Flurry, BlueKai... Bunlar muhtemelen çoğunuzun ismini duymadığı şirketler. Yüz milyarlarca dolarlık gözetleme sektörünün arkasındaki bu veri simsarlarının yaptığı iş, verilerimizi toplamak, analiz etmek ve reklamcılara ya da pazarlamacılara satmak
9)Hangi verileri topluyorlar derseniz, bir kişiye dair ulaşabildikleri ne kadar veri varsa hepsini. Bu verileri kişilerin online aktivitelerinden bankalara, kredi kartı hareketlerinden kullandıkları mobil operatörlere ya da üye oldukları yerlere kadar pek çok yerden topluyorlar.
10) Bu firmalardan mesela Acxiom’un arÅŸivinde, tüm dünyadan 700 milyondan fazla kiÅŸinin bilgisi var ve her kiÅŸiye 13 haneli bir kod atanmış durumda. Bu kodlar, her biri farklı bir profil içeren 70 kümeden birine atanıyor ve kiÅŸi o profille tanımlanıyor (bilim kurgu filmi gibi?)
11)Mesela 56 nolu kümedekiler; “30-35 yaÅŸ aralığında, üniversite mezunu, boÅŸanmış, 1 ya da 2 çocuÄŸu olan, orta düzey geliri olan, kirada oturan erkekler” gibi. Firma bu bilgileri olduÄŸu gibi satabiliyor ya da kategoriyi daha da daraltmak için baÅŸka bir firmaya verebiliyor.
12)Bu durumda diÄŸer firma, aldığı bilgilere ek olarak; “kamuda çalışanlar”, “babası saÄŸ olanlar”, “ÅŸu lokasyonda oturanlar” ya da “alkole düşkün olanlar” gibi daha da detaya inebiliyor. Bazı firmalarsa bu kümelerle ilgili çok daha derin detaylara ve özel bilgilere inebiliyor
13) Mesela “kanser hastası olanlar”, “HIV virüsü taşıyanlar”, “X ameliyatı olanlar” ya da “cinsel saldırıya uÄŸrayanlar” gibi. Büyük veri simsarlarından MEDBASE200 isimli ÅŸirket, bu bilgileri çok ucuz bir fiyata (1000 kiÅŸi için 79$) isteyen ilaç firmalarına satıyor.
14)Veri simsarlarının topladığı veriler pek çok amaç için kullanılabiliyor. Bunlardan gün yüzüne çıkan en meşhur örnek, çoğu kişinin en azından kısmen bildiği Facebook-Cambridge Analytica (CA) skandalı. CA da veri simsarlarından veriyi alıp işleyen şirketlerden biri
15) Olayı kısaca hatırlatalım. Son Amerika seçimlerinde, Trump lehine çalışan CA firması, milyonlarca Amerikalı seçmeni, yukarıdaki gibi profillere ayırmış ve her bir profile, Facebook’da gösterilmek üzere özel içerikli gösterimler hazırlamıştı.
16)Mesela beyazların olduÄŸu profil grubuna, Meksikalı göçmenlerin karıştığı bir olay gösteriliyor, ardından Trump’ın göçmen karşıtı vaatleri ekrana getiriliyordu. İşsiz gençlerin olduÄŸu gruba ise Trump’ın ekonomi vaatleri ve gençlere yönelik sözleri hatırlatılıyordu
17)Veri simsarlarının topladığı verilerin önemli bir kısmı, bedava diye düşünüp telefona kurduğumuz uygulamalardan geliyor. Mesela Angry Birds, Candy Crush, Fruit Ninja gibi ücretsiz popüler oyunlar neden sizden lokasyona ve temel bilgilere erişim izni ister?
18)Milyonlarca kişinin oynadığı bu oyunları yazan firmalar, nasıl para kazanıyor? Borsadan mı 🙂 Ya da neden Google, yıllarca üzerinde çalıştığı onlarca uygulamayı hiç para almadan herkese bedava dağıtıyor? Peki ya Twitter, Facebook, Instagram, Snapchat ve diğer uygulamalar?
19) Facebook’un, hiçbir geliri olmayan Instagram’ı, 2012 yılında 1 milyar $ gibi oldukça yüksek bir ücret ödeyerek satın almasının nedeni neydi? Instagram’ın doÄŸa üstü güçlere sahip(!) toplam 13 çalışanı mı, yoksa çok süper (!) bir resim paylaÅŸma uygulaması mı?
20) Bu soruların cevabı aslında açık: Ürün onlar deÄŸil, sizsiniz. Firmalar geliÅŸtirdiÄŸi uygulamalardan deÄŸil, onları kullanan insanlardan para kazanıyor. 2018 Verilerine göre, Twitter’da bir kiÅŸinin deÄŸeri 48$, Facebook’da 253$, Google’da 359$, Amazon’da ise 1793$ ediyor.
21)Bir firmanın envanterinde, ne kadar çok kullanıcı varsa, o kadar çok veri var demektir. Bizlerin kişisel verileri de, firmalar için tekrar tekrar satılacak reklam kaynağı demektir. Bizim paylaştığımız verileri satararak, Google dünyanın en büyük 2.firması haline geldi
22) ”Facebook kullanmıyorum, kapattım ya da gizlilik ayarlarımı en üst düzeye getirdim” diyerek kendinizi rahatlatan bir açıklama yapabilirsiniz ancak bilmediÄŸiniz bir ÅŸey var: Facebook, hesabınız olmasa bile reklam ortakları sayesinde sizi izliyor
23) GirdiÄŸiniz bir sitede, Facebook’un o meÅŸhur “beÄŸen” tuÅŸunun olması yeterli, hesabınızın olup olmaması, o tuÅŸa basıp basmamanız önemli deÄŸil, kayıt altındasınız. Hatta o sitede “beÄŸen” tuÅŸu da olmayabilir, veri simsarları vasıtasıyla ne yaptığınızı yine takip ediyor.
24)Benzer ÅŸekilde Google’ın Gmail’ini de kullanmıyorum diyebilirsiniz, ancak yine bir ÅŸey fark etmiyor. EÄŸer Gmail hesabı olan birine mail attıysanız, bu Google’ın sizin hesabınızı mercek altına alması için yeterli, çünkü Gmail lisans anlaÅŸmasına göre Google’ın buna hakkı var.
25) Google, hem kendi ürünleri (Gmail, Google Docs, Google Drive, Haritalar), hem satın aldığı firmalar (Youtube gibi), hem de veri simsarları vasıtasıyla bizi bizden daha iyi tanıyor. Google’ın CEO’su şöyle demiÅŸti: "Åžu an nerede olduÄŸunuzu ve az çok ne düşündüğünüzü biliyoruz"
26) Google ve Facebook, bu sektörün en büyük oyuncuları ancak bizi gözetleyerek verilerimizi alan, analiz ederek ya da etmeyerek satan Twitter, Linkedln, Pinterest, Snapchat ve Foursquare gibi irili ufaklı binlerce firma var daha var.
27)Bu firmalara, “konum” bilgisine eriÅŸmek için izin vermek bile çok ÅŸey ifade ediyor. Çünkü konum bilgisi sayesinde sadece bugün nerede olduÄŸunuzu bilmiyorlar, 1 ay önce nerede olduÄŸunuzu da biliyorlar, daha da önemlisi yarın nerede olacağınızı da biliyorlar
28)Sadece bu kadar mı? Kişinin daha önce gitmediği halde, birden rakip firmanın binasına gitmesi ve ilerleyen günlerde o firmadan birileriyle bir kafede olması, iş değişikliği hakkında o firmalara çok şey söyler.
29)Bir kadının, kadın doğum uzmanına gitmesi, reklamcılar için standart bir konum verisidir. Ancak sonraki süreçte o kadının, bebek ürünleri satan mağazaları ziyaret etmesi, reklamcılar açısından değerli bir veridir, çünkü artık dikkatlerini hamilelik üzerine yoğunlaştırırlar.
30) Tüm bu olanların nedeni, bedava diye bize sunulan uygulamalar, bir ÅŸey olmaz diye internete bıraktığımız bilgiler ve buralarda paylaÅŸtığımız bilgiler... Ve tüm bu olanlardan ÅŸikayet etmeye hakkımız yok, çünkü daha en baÅŸta “Hükümleri ve koÅŸulları okudum, kabul ediyorum” dedik
31) Bizler sanal dünya için kullanıcı değil, ürünün kendisiyiz. Ve bize dair bu verileri kullanmak isteyenler sadece reklam firmaları değil, kötü niyetli kişiler, hackerlar ya da organizasyonlar da var. Bu nedenle, şunu hiçbir zaman unutmayın: Hayattaki en pahalı şeyler bedavadır
32) Son olarak, konu hakkında detaylı okuma yapmak isteyenler için kaynaklar(bu floodun da kaynakları):
-Geleceğin Suçları
-Data and Goliath
-Dragnet Surveillance Nation: How Data Brokers Sold Out America
Biraz uzun oldu, kusura bakmayın..
5 İlginç Madde İle Google Hakkında İlginç Bilgiler
- Kasım 27, 2018
- By Aleyna Can
- 6 Comments
Yeniden herkese merhaba :) ....
Bu yazımda benim öğrendiğimden beri ilginç bulduğum bazı özellikler var. Bu özelliklerden bazlarını biliyor olabilirsiniz, ben bazılarını yeni öğrendim. Ayrıca bu özellikler hiçbir şeye zarar vermeyen özelliklerdir. Yani denemenizde bir sorun oluşmayacaktır. Zaten çoğu bilinen özelliklerden oldukları için önceden de denemiş olabileceğiniz özellikler olabilir.
1) Gizli Şifreler : Google'da benim korkunç bulduğum bir özellik. Google'a 241543903 yazınca kafasını buzdolabına sokan insanların resimleri ile karşılaşabiliyorsunuz. Nedenini bilmiyorum ve bu özellik benim yeni öğrendiğim bir özellik.
2) Zerg Rush : Bu özellik benim önceden bildiğim bir özelliktir. Google'a Zerg Rush yazdığınızda sıfırların arama sonuçlarını yediklerini görürsünüz. Bütün arama sonuçlarını yedikten sonra sıfırlar üste çıkar ve bir harfi oluştururlar. Bu harfler iki adet G harfidir. Yani GG yazısı oluşur. Bence harika :)
3) Yalnızlıkların Sayısı : Ben bu özelliği yeni duymasam da, ilk kez denedim. Google'a "What is the loneliest number?" yazınca hesap makinesi ile 1 sonucu yazılmaktadır. Bu arada ben bu özelliği ingilizce denedim, ancak sizler Google'a "En yalnız sayı hangisi?" yazarsanız yine aynı sonuca ulaşabilirsiniz. Bence 1 ile arkadaş olalım :)
4) Google ile 70'ler : 70'li yılların sevilen oyunu olan Atari, Google'un gözünden kaçmamış. Google'a Atari Breakout yazıp görsellere girerseniz karşınızda oyun açılır. Ayrıca oyunu kazandığınızda Google'un kendisi arama motorunda arama yapmaktadır. Ben 2 kere oynayıp kazandım ve ben de ilk kazandığımda Fuerteventura Adası, ikinci kez kazandığımda Sezar Salata araması yapıldı :) Bence harika bir özellik :) Denemeden sakın geçmeyin...
5) Do A Barrel Roll : İlk olarak bu özelliği türkçe olarak aratırsanız bende de olduğu gibi işe yaramayabilir. Bu yüzden ingilizce olarak Google'a "do a barrel roll"yazmanız gerekebilir. Bu özellikte yeni öğrendiğim bir özellik. Sonucunda bu arama ile arama sayfası takla atıyor :)
Bonus Özellik : Google'a "askew" yazar iseniz sayfanın biraz daha yana eğimli olduğunu göreceksiniz :)
Bugünlük bu kadar :) Google hakkında birçok yazı yazmayı düşünüyorum, daha buraya yazmadığım birçok özellik var. Umarım yazıyı beğenirsiniz :) Görüşmek Üzere....
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
Bu yazımda benim öğrendiğimden beri ilginç bulduğum bazı özellikler var. Bu özelliklerden bazlarını biliyor olabilirsiniz, ben bazılarını yeni öğrendim. Ayrıca bu özellikler hiçbir şeye zarar vermeyen özelliklerdir. Yani denemenizde bir sorun oluşmayacaktır. Zaten çoğu bilinen özelliklerden oldukları için önceden de denemiş olabileceğiniz özellikler olabilir.
1) Gizli Şifreler : Google'da benim korkunç bulduğum bir özellik. Google'a 241543903 yazınca kafasını buzdolabına sokan insanların resimleri ile karşılaşabiliyorsunuz. Nedenini bilmiyorum ve bu özellik benim yeni öğrendiğim bir özellik.
2) Zerg Rush : Bu özellik benim önceden bildiğim bir özelliktir. Google'a Zerg Rush yazdığınızda sıfırların arama sonuçlarını yediklerini görürsünüz. Bütün arama sonuçlarını yedikten sonra sıfırlar üste çıkar ve bir harfi oluştururlar. Bu harfler iki adet G harfidir. Yani GG yazısı oluşur. Bence harika :)
3) Yalnızlıkların Sayısı : Ben bu özelliği yeni duymasam da, ilk kez denedim. Google'a "What is the loneliest number?" yazınca hesap makinesi ile 1 sonucu yazılmaktadır. Bu arada ben bu özelliği ingilizce denedim, ancak sizler Google'a "En yalnız sayı hangisi?" yazarsanız yine aynı sonuca ulaşabilirsiniz. Bence 1 ile arkadaş olalım :)
4) Google ile 70'ler : 70'li yılların sevilen oyunu olan Atari, Google'un gözünden kaçmamış. Google'a Atari Breakout yazıp görsellere girerseniz karşınızda oyun açılır. Ayrıca oyunu kazandığınızda Google'un kendisi arama motorunda arama yapmaktadır. Ben 2 kere oynayıp kazandım ve ben de ilk kazandığımda Fuerteventura Adası, ikinci kez kazandığımda Sezar Salata araması yapıldı :) Bence harika bir özellik :) Denemeden sakın geçmeyin...
5) Do A Barrel Roll : İlk olarak bu özelliği türkçe olarak aratırsanız bende de olduğu gibi işe yaramayabilir. Bu yüzden ingilizce olarak Google'a "do a barrel roll"yazmanız gerekebilir. Bu özellikte yeni öğrendiğim bir özellik. Sonucunda bu arama ile arama sayfası takla atıyor :)
Bonus Özellik : Google'a "askew" yazar iseniz sayfanın biraz daha yana eğimli olduğunu göreceksiniz :)
Bugünlük bu kadar :) Google hakkında birçok yazı yazmayı düşünüyorum, daha buraya yazmadığım birçok özellik var. Umarım yazıyı beğenirsiniz :) Görüşmek Üzere....
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
Çalışma Saati ile İnternetten Para Kazanmak
- Kasım 18, 2018
- By Aleyna Can
- 6 Comments
Çalışma Saati olarak siz değerli kullanıcılarımıza işletme kurum ve kuruluşların, kısacası çalışma saati olan her şeyin iletişim bilgilerini adreslerini ve çalışma saatlerini sunuyoruz. Ayrıca sizler de etrafınızdaki işletme, kurum ve kuruluşların kaydını yaparak sitemiz üzerinden para kazanabilirsiniz. Sitemize üye olmak ücretsizdir. Üye olmak için sitemizde oturum aç veya kaydol bölümüne tıklayıp kayıt ol bölümündeki kullanıcı adı, şifre, e-posta adresinizi yazdıktan sonra kayıt ol düğmesine basıyorsunuz. Ardından E-posta adresinize gelen aktivasyon linkini onayladıktan sonra sitemize kaydınız başarılı bir şekilde tamamlanmış oluyor.
Sitemize kayıt oldunuz, peki nasıl para kazanabilirsiniz? Bunun için yeni kayıt bölümüne tıklayıp açılan sayfadaki kayıt yapmak istediğiniz firmanın tüm bilgilerini eksiksiz bir şekilde doldurmalısınız. Burada yazım kurallarına ve çalışma saatlerinin doğruluğuna dikkat etmeniz gerekmektedir.
İşletme kaydını tamamladınız fakat ödemenizi nasıl alabilirsiniz ? Yaptığınız her bir kayıt 500 puan demektir. 500 puan = 5 cent olarak hesaplanmaktadır. Sitemiz üzerindeki kazancınız 5 euro ödeme eşiğine ulaştığında, ödenen miktar bölümüne ödenmesi istediğiniz puanı yazıyorsunuz. Ödeme alıcı bölümüne tam adınızı ve tam adresinizi belirtiyorsunuz. Ödeme şeklinde Skrill veya Payza işaretledikten sonra verdiğiniz e- posta adresinizi yazarak ödeme talebinde bulunabilirsiniz.
Sayfamızda değişik zamanlarda sürpriz hediyeler de kazanmak için tüm sosyal medya hesaplarımızı takip etmeyi unutmayınız. Hoşçakalın.
Yeniden herkese merhaba....
Bu yazıyı ben BTS hakkında bilgi paylaşmak amacıyla yazsam da gelecek günlerde bütün grubun üyeleri hakkında bilgiler paylaşacağım.
BTS, diÄŸer adıyla Bangtan Boys, Big Hit Entertainment tarafından oluÅŸturulan Güney Koreli grup. BTS, ilk teaserları 26 Mayıs’ta çıkmadan önce de, yayınladıkları coverlar ve blog yazıları sayesinde hayran kazanmış bir gruptur. Ayrıca üst üste iki sene En Sosyal Sanatçı Dalında Billboard Müzik ödülünü kazanmışlardır.
RM, Jin, Suga, J-Hope, Jimin, V (Tae), Jungkook olmak üzere grup 7 kişiden oluşmaktadır. Ayrıca bu grup üyeleri birbirlerini önceden tanımıyorlardı Jimin ve Tae hariç BTS üyelerinin hiçbiri önceden birbirlerini tanımıyorlardı. Jimin ve Tae ise liseden sınıf arkadaşıdır.
BTS, Billboard listelerinde en istikrarlı K-Pop grubudur. Ayrıca BTS fanlarına da ARMY denilmektedir. Bu arada şu konuya da değinmeden geçemeyeceğim; çoğu BTS'i sevmeyen kişiler ile ARMY olanlar arasında bir çekişme oluyor zaman zaman. BTS'i sevmeyen kişiler ARMY ile dalga geçici konuşuyorlar ve ARMY'ler de BTS'i sevdiklerini söylemekten kaçınabiliyorlar. Bu yüzden ben de bir ARMY olarak bunun çok gereksiz bir çekişme olduğunu düşünerek bunlara son verilmesinin taraftarıyım. Herkes ne seviyorsa bence onu dinlemeli ve dinlediği grubu veya sevdiği sanatçıyı çekinmeden söyleyebilmeli.
Bu grupta herkesin kendine özgü şeyleri çok fazla. Örneğin Suga grubun en uykucusu, Jimin ise tam bir provakolik. Yani Jimin prova yapmadan duramaz.
Başlarda da dediğim gibi ben bütün grup üyelerine ayrı ayrı yazılar yazmak istiyorum, bu yüzden bu yazı bitse de en yakın zamanda grup üyelerinin hepsine özel yazılar yazacağım. Umarım sizlerin de BTS'i birazcık da olsa tanımanıza veya sevmenize sebep olabilmişimdir. Şimdilik bu kadar.... Yakında görüşmek üzere :)
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
Bu yazıyı ben BTS hakkında bilgi paylaşmak amacıyla yazsam da gelecek günlerde bütün grubun üyeleri hakkında bilgiler paylaşacağım.
BTS, diÄŸer adıyla Bangtan Boys, Big Hit Entertainment tarafından oluÅŸturulan Güney Koreli grup. BTS, ilk teaserları 26 Mayıs’ta çıkmadan önce de, yayınladıkları coverlar ve blog yazıları sayesinde hayran kazanmış bir gruptur. Ayrıca üst üste iki sene En Sosyal Sanatçı Dalında Billboard Müzik ödülünü kazanmışlardır.
RM, Jin, Suga, J-Hope, Jimin, V (Tae), Jungkook olmak üzere grup 7 kişiden oluşmaktadır. Ayrıca bu grup üyeleri birbirlerini önceden tanımıyorlardı Jimin ve Tae hariç BTS üyelerinin hiçbiri önceden birbirlerini tanımıyorlardı. Jimin ve Tae ise liseden sınıf arkadaşıdır.
BTS, Billboard listelerinde en istikrarlı K-Pop grubudur. Ayrıca BTS fanlarına da ARMY denilmektedir. Bu arada şu konuya da değinmeden geçemeyeceğim; çoğu BTS'i sevmeyen kişiler ile ARMY olanlar arasında bir çekişme oluyor zaman zaman. BTS'i sevmeyen kişiler ARMY ile dalga geçici konuşuyorlar ve ARMY'ler de BTS'i sevdiklerini söylemekten kaçınabiliyorlar. Bu yüzden ben de bir ARMY olarak bunun çok gereksiz bir çekişme olduğunu düşünerek bunlara son verilmesinin taraftarıyım. Herkes ne seviyorsa bence onu dinlemeli ve dinlediği grubu veya sevdiği sanatçıyı çekinmeden söyleyebilmeli.
Bu grupta herkesin kendine özgü şeyleri çok fazla. Örneğin Suga grubun en uykucusu, Jimin ise tam bir provakolik. Yani Jimin prova yapmadan duramaz.
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
Ne yazık ki uzun süredir yazı yazamıyordum. Mağlum sınavlar başlıyor, öğretmenler yeni yeni konular anlatıyorlar.
Benim de bir sene sonra lise sınavımın olacağı gibi; çarşamba günü fen sınavım, perşembe günü de türkçe dersinden sınavım var. Ben aslında bir öğrencinin tersine ben sınavları çoook seviyorum. Sadece sınav olacağım zaman birden heyecanlanıyorum. Ayrıca öğretmenlerin verdiği projeler de olduğundan artık yazı yazmaya değil, kitap okumaya vaktim kalmıyor. İyi ki geçen hafta teknoloji tasarım projemi tamamladım, o da bu haftaya kalsaydı bu yazıyı bile yazacak vaktim olmayabilirdi. Bir de bu haftanın sınavları en önemli derslerden olduğundan çok stresli bir hafta beni bekliyor. Yani türkçe,fen ve ingilizce sınavları beni en çok strese sokan sınavlar; matematik, sosyal vb. derslerin sınaları bana kolay geldiğinden fazla stres yaşamıyorum. Umarım sınavlarım çalıştığımın karşılığını verir :) Şimdi benim sınavlara çalışmam lazım, görüşmek üzere .... :)
İletişim : aleynacan05@hotmail.com
Benim de bir sene sonra lise sınavımın olacağı gibi; çarşamba günü fen sınavım, perşembe günü de türkçe dersinden sınavım var. Ben aslında bir öğrencinin tersine ben sınavları çoook seviyorum. Sadece sınav olacağım zaman birden heyecanlanıyorum. Ayrıca öğretmenlerin verdiği projeler de olduğundan artık yazı yazmaya değil, kitap okumaya vaktim kalmıyor. İyi ki geçen hafta teknoloji tasarım projemi tamamladım, o da bu haftaya kalsaydı bu yazıyı bile yazacak vaktim olmayabilirdi. Bir de bu haftanın sınavları en önemli derslerden olduğundan çok stresli bir hafta beni bekliyor. Yani türkçe,fen ve ingilizce sınavları beni en çok strese sokan sınavlar; matematik, sosyal vb. derslerin sınaları bana kolay geldiğinden fazla stres yaşamıyorum. Umarım sınavlarım çalıştığımın karşılığını verir :) Şimdi benim sınavlara çalışmam lazım, görüşmek üzere .... :)
İletişim : aleynacan05@hotmail.com
Deep Tone'un yazısını okurken rastladım bu güzel mime. Grift başlatmış bu mimi. Deep devam ettirmiş, ben de "bu güzel mimi neden yapmıyım ki" dedim ve bakalım ben hangi yazım silinse üzülürüm :)
Deep: http://sadevederin.blogspot.com
Grift :
https://girift0.blogspot.com/
1) Blogunuzda hangi yazınız silinse üzülürsünüz?
Yazı değil harf bile silinse üzülürüm ben. Madem aralarından bir tane seçmen gerekir; Bu Yaz En Çok Dinlediğim 10 Şarkı olurdu. Nedeni ise günlerimi harcadığım bir yazı diyebilirim. Çünkü bir yazıyı yazarken bir yerde takılıyorum acaba böyle mi olsa diye yarım saat düşünüyorum.
2) Silinmesi durumunda üzüleceğiniz yazınızın bir kısmını paylaşır mısınız?
Elbette :)
"Yaz bitiyor, sonbahar mevsimi başlıyor. Peki ben bu yaz hangi şarkıları dinlemekten vazgeçemedim...
1) End Game (Taylor Swift) : Reputation albümünden bir parça. Çok seviyorum :)
2) I Did Something (Taylor Swift) : Yine Reputation albümünden. Daha Youtube'tan gerçek müzik videosu yayınlanmadı. Ancak şarkı bence muhteşem.
3) Friends (Anne Marie - Marshmello) : Aslında bu müzik aylar öncesinden yayınlanmış, hatta çoğu yerde çalmış. Ancak ben bu yaz keşfettim. Sizlere de tavsiye ederim :)
4) Fake Love (BTS) : Çoook güzel. Koyu bir Army olarak zaten BTS şarkısını buraya yazmasam olmazdı :)"
Deep: http://sadevederin.blogspot.com
Grift :
https://girift0.blogspot.com/
1) Blogunuzda hangi yazınız silinse üzülürsünüz?
Yazı değil harf bile silinse üzülürüm ben. Madem aralarından bir tane seçmen gerekir; Bu Yaz En Çok Dinlediğim 10 Şarkı olurdu. Nedeni ise günlerimi harcadığım bir yazı diyebilirim. Çünkü bir yazıyı yazarken bir yerde takılıyorum acaba böyle mi olsa diye yarım saat düşünüyorum.
2) Silinmesi durumunda üzüleceğiniz yazınızın bir kısmını paylaşır mısınız?
Elbette :)
"Yaz bitiyor, sonbahar mevsimi başlıyor. Peki ben bu yaz hangi şarkıları dinlemekten vazgeçemedim...
1) End Game (Taylor Swift) : Reputation albümünden bir parça. Çok seviyorum :)
2) I Did Something (Taylor Swift) : Yine Reputation albümünden. Daha Youtube'tan gerçek müzik videosu yayınlanmadı. Ancak şarkı bence muhteşem.
3) Friends (Anne Marie - Marshmello) : Aslında bu müzik aylar öncesinden yayınlanmış, hatta çoğu yerde çalmış. Ancak ben bu yaz keşfettim. Sizlere de tavsiye ederim :)
4) Fake Love (BTS) : Çoook güzel. Koyu bir Army olarak zaten BTS şarkısını buraya yazmasam olmazdı :)"
3) Silinmesi durumunda üzüleceğiniz yazınızın linkini paylaşır mısınız?
Mimlediklerim :)
Görüşmek üzere :)
İletişim İçin : aleynacan05@hotmail.com
"Ey Türk gençliği! Birinci vazifen..."
Yeniden herkese merhabalar. Son bir haftada adıdan başarı ve övgü ile söz ettiren Mustafa Kemal kitabı, gerçekten büyük bir başarıyı simge ediyor.
Bir solukta okunabilecek bir kitap olduğunu hepimiz duymuşuzdur zaten. Benim şu ana kadar okuduğum Gazi Mustafa Kemal hakkında okuduğum bütün kitaplarda farklı olarak yorumlanıyor. Ben daha okumadım çünkü şu an okuduğum bir kitap var ve bitirip bu kitaba hızlıca başlamak istiyorum.
"Olağanüstü bir mücadele" sözünü her cümleyi okuduğunuzda anımsayacaksınız. Anımsayacağız ancak bir de değerini bilsek...
Bu yayının ilk cümlesini Gençliğe Hitabe'nın ilk sözünden başladım çünkü bu kitabı bence öncelikle gençler okumalı. Çünkü gençlerin alay edilemeyecek veya şakaya gelmeyecek kadar büyük bir sorumluğu olduğunu anlamalarını sağlamalıyız. Fark edilirse belki bir yerlere ulaşabiliriz. Ayrıca harika kitabı ve fark yaratacak olan yorumları için çok teşekkür etmeliyiz. Eğer bu topraklarda rahatça yaşayabiliyorsak bunun Gazi Mustafa Mustafa Kemal Paşa'nın ve silah arkadaşlarının sayesindedir. Bunu UNUTMAYIP UNUTTURMAYALIM!
Yeniden herkese merhabalar. Son bir haftada adıdan başarı ve övgü ile söz ettiren Mustafa Kemal kitabı, gerçekten büyük bir başarıyı simge ediyor.
Bir solukta okunabilecek bir kitap olduğunu hepimiz duymuşuzdur zaten. Benim şu ana kadar okuduğum Gazi Mustafa Kemal hakkında okuduğum bütün kitaplarda farklı olarak yorumlanıyor. Ben daha okumadım çünkü şu an okuduğum bir kitap var ve bitirip bu kitaba hızlıca başlamak istiyorum.
"Olağanüstü bir mücadele" sözünü her cümleyi okuduğunuzda anımsayacaksınız. Anımsayacağız ancak bir de değerini bilsek...
Bu yayının ilk cümlesini Gençliğe Hitabe'nın ilk sözünden başladım çünkü bu kitabı bence öncelikle gençler okumalı. Çünkü gençlerin alay edilemeyecek veya şakaya gelmeyecek kadar büyük bir sorumluğu olduğunu anlamalarını sağlamalıyız. Fark edilirse belki bir yerlere ulaşabiliriz. Ayrıca harika kitabı ve fark yaratacak olan yorumları için çok teşekkür etmeliyiz. Eğer bu topraklarda rahatça yaşayabiliyorsak bunun Gazi Mustafa Mustafa Kemal Paşa'nın ve silah arkadaşlarının sayesindedir. Bunu UNUTMAYIP UNUTTURMAYALIM!
Etiketler
2018
2019
2020
8.sınıf
Adrian Besley
arkadaşlık
ARMY
Atatürk
Bangtan Boys
Başlangıç
Bih Hit Entertainment
Bir Sonraki Hayatımız
BKM
Blackpink
Blink
BTS
Calisma Saati
Çalışma Saati
D&R
Dan Brown
Deeptone
Dergi
Ders
Dikkat Korkunç Domatesler
dizi
dizi önerilerim
Dolores Redondo
ESA
Favori Kitaplarım
Film
Film Önerilerim
Gardiyan
gençlik
gençlik dizisi
Go Yayıncılık
Google
Güney Kore
Günışığı Kitaplığı
Hediye
İdefix
İkinci Adam Yayınları
İklim
İklim Değişikliği
iletiÅŸim
iletişim göstergesi
iletiÅŸim nedir
İlginç Bilgiler
İnternet
İnternetten Para Kazanmak
Jeremy Strong
K-Pop
Karanlık Sular
Kim Namjoon
Kitap
Kitspyurdu
Kore
kore okul dizisi
kömünikasyon
kömünikasyon nedir
Lauren James
Lee Eun Jin
Leyla Ruhan Okyay
Leylek Havada
LGS
Lise
Matı Yayınları
Mim
Mustafa Kemal
Müzik
Nemesis Yayıncılık
Okul
okul dizisi
OkuOku
ödevim
Öğrencini Gözünden
öneri
Önerilerim
Pandora Kitap
Paula Hawkins
Payza
Rap Monster
RM
Sade ve Derin
Sassy Go Go
Scoot Sigler
Sentinel Uydular
Seri Kitaplar
Sınav
Skrill
Son Başlangıç
Tasarım
Teknoloji ve Tasarım Dersi
TEOG
Trendeki Kız
Uyanış
Uydular
Uzay
Uzay Hakkında
Veri GizliliÄŸi
Veri Güvenliği
Yakamoz Kitap
Yeni Yıl
yılbaşı
Yılmaz Özdil


















